Leibniz

Emile Boutroux

Fransız filozof Emile Boutroux’nun tercümesini sunduğumuz metni, Monadologie’nin 1892 tarihli bir baskısında yer alan oldukça geniş ve titiz bir Leibniz incelemesidir. Boutroux bu metninde, Leibniz’in felsefesinin aslına uygun bir tasvirini yapmak gibi çetin bir işin üstesinden ustalıkla geliyor

» devamını oku

Gezgin ve Bilgin İlber Ortaylı’yı Tanımak

Kolektif

Ben, İlber Ortaylı’nın arkadaşlığından beslendim, gurur duydum; yaşadıkça bunun böyle sürüp gitmesini de diliyorum. Bir de, diyorum, Türkiye ondan gereğince, gurur duysa. Çok mu safcana bir beklentidir? Enis Batur

» devamını oku

John Locke

Jean Didier

Jean Didier’nin tercümesini sunduğumuz bu kitabı, Locke’un ele aldığı felsefi meseleleri ve getirdiği çözümleri açık ve anlaşılır bir üslupla tanıtıyor. Bilgi teorisinden siyasete, etikten din felsefesine kadar, Locke’un farklı konulardaki görüşlerini tarihsel ve eleştirel bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor. 

» devamını oku

Wittgenstein’ın Viyanası

Stephen Toulmin Allan Janik

19. yy’ın ikinci yarısı ile 20.yy’ın ilk çeyreğini kapsayan bir zaman diliminde sadece Viyana çevresini değil dönem Avrupasını ve günümüzü de etkileyen felsefe, müzik, mimari, kültür, dil, etik ve politika tartışmalarını, bu alanlardaki ünlü/önemli isimlerin görüşlerini ve birbirleriyle ilişkilerini ele alan ve bütün bunların Wittgenstein’ın felsefesinin ve kişiliğinin oluşumunda nasıl ve ne yönde etkin olduğunu soruşturan bir metin.

» devamını oku

Spinoza

Solmaz Zelyüt

“… Eldeki bu kitabın yazarı, bir “Spinoza sarhoşu’dur. Evet bu çalışma, tarafsız değildir; değer yargılarından muaf değildir; cinsiyetsiz değildir; gayri şahsi bir dil ile yazılmıştır; soğuk kanlı değildir… Spinoza, benim için ‘nesne’ değildir; benim karşımda durmuyor; o benim için bir tutku ve böylece eldeki kitap, tutkulu bir dil ile yazılmıştır. Hatta bir kitap olmasından çok bir mektup gibi yazılmıştır.”

» devamını oku

Nietzsche Hayatı, Eserleri ve Felsefesi

Arthur Danto

Nietzsche Batı metafizik düşünce geleneğinin sürekliliğinden hareketle, bir bütün olarak modernizmi Hristiyan ahlak anlayışının sekülerize olmuş şekli olarak görür. Modern devlet ve ideolojiler ise adeta, Hristiyan öte idealinin boş bıraktığı yere yerleşmiş ve modern insan için bir ideal fonksiyonu görmüşlerdir.

» devamını oku

2021 © Tüm Hakları Saklıdır.